anlatacaklarım var etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anlatacaklarım var etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Ağustos 2014 Salı
10 Haziran 2013 Pazartesi
yıllar mı geçti üstünden?
Bu soruyu şu sıra o kadar çok duruma yöneltebilirim ki aslında.
Nereden başlasam...
Tabi ki Türkiye'den! Ben Almanya'ya gelirken aslında ortalık ne kadar da süt limandı değil mi? Ya da en azından toplumsal olarak öyle gözüküyordu. Tüm eylemler bireysel ,düşünsel ve düşseldi !
Sanırdım ki bir park, bir kaç ağaç uğruna iki elin parmaklarını geçmeyecek insan sayısıyla yapılacak bu eylem.Yıllar geçmiş ,insanlar çok değişmişcesine o bir kaç ağaç binlerceyi topladı meydanlara. Üst sebepken alt sebep oldu pankartlarda.
Türk tarihinde belki de en apolitik olan 90'lar kuşağı politik oluverdi canı gönülden.
Yeni yeni terimler kazandırıldı dilimize.Hatta sayemizde belki de İngilizceye bile "chapulling" :)
Artık sosyal medya başta olmak üzere bütün basın-yayım araçlarında o kadar çok bu şekilde yazılar yazıldı yorumlar yapıldı ki haddim olmayaraktan bir yenisini daha ben eklemeyeceğim buraya.
Yıllar mı geçti üstünden diyebileceğim ikinci konu "özlem"! Sadece bir kaç ay olmasına rağmen ailemi ve arkadaşlarımı çok özledim:( Bir de İstanbul'u! Dizilerde geçen boğaz manzarası sahnelerini durdurup bir kaç dakika boş boş bakıp hasret gidermeye çalışacak hale geldim artık :)
Sanki yıllar mı geçti üstünden alt tarafı ne kadardır herkesten her şeyden uzakta yaşıyorum ki diyorum bir yandan ama bir yandan da hayatımda ilk defa bu kadar hızlı olgunlaştığımı hissediyorum.
Çok kez farklı durumlardaki kendimle tanımış oldum aslında.
Öyle insanlarla tanıştım ki; asla öyle olmak istemediğime , öyle çocuk yetiştirmeyeceğime karar verdim.
Ve öyle insanlarla tanıştım ki; sadece bir kaç saatte onlardan gerçekten çok fazla şey öğrenip, kendime dair onlar sayesinde bir şeyler fark edip kendi kendime minnet borcuna girdim.Onların her ne kadar haberi olmasa da ,ki artık olacak sanırım :) , onlar için yemekler yaptım,masa hazırladım, o borcumu kendimce ödemeye çalıştım.Çok keyif aldım. Her şey beğenildi daha da keyif aldım:)
Türkiye'de insanlar ,arkadaşlarım eylemdeyken ,direnirken ben burada bunu yedim, buraya gittim gibi şeylerle sosyal medyayı ve zihinleri daha da sığlaştırmaya elim gitmedi günlerdir. Ama blogum benim deşarj olma yöntemimmiş aslında.Çok yıllar geçmiş gibi üstünden ,çok birikti fotoğraflar ve anlatılacak şeyler.Anlatamadıkça daha da biriktiler sanki.
Sizce kaç yıl geçmiştir bunların olabilmesı için hayatımın üstünden ?
Nesnel değil ama öznel çok yıllar geçti bence benden .
Bir kere yaş aldım ben burada,az şey mi :)
Bir yerlerden devam etmek istedim artık normal hayatımın en keyifli akışına, yanlış olduğunu düşünenler varsa artık affola...
#gününfotosu bilmem kaç oldu , kaç yayımlanmayan fotoğraf geçti üstünden bilmiyorum ama bu daha çok "anlatacaklarım var" oldu .
görüşcez
Nereden başlasam...
Tabi ki Türkiye'den! Ben Almanya'ya gelirken aslında ortalık ne kadar da süt limandı değil mi? Ya da en azından toplumsal olarak öyle gözüküyordu. Tüm eylemler bireysel ,düşünsel ve düşseldi !
Sanırdım ki bir park, bir kaç ağaç uğruna iki elin parmaklarını geçmeyecek insan sayısıyla yapılacak bu eylem.Yıllar geçmiş ,insanlar çok değişmişcesine o bir kaç ağaç binlerceyi topladı meydanlara. Üst sebepken alt sebep oldu pankartlarda.
Türk tarihinde belki de en apolitik olan 90'lar kuşağı politik oluverdi canı gönülden.
Yeni yeni terimler kazandırıldı dilimize.Hatta sayemizde belki de İngilizceye bile "chapulling" :)
Artık sosyal medya başta olmak üzere bütün basın-yayım araçlarında o kadar çok bu şekilde yazılar yazıldı yorumlar yapıldı ki haddim olmayaraktan bir yenisini daha ben eklemeyeceğim buraya.
Yıllar mı geçti üstünden diyebileceğim ikinci konu "özlem"! Sadece bir kaç ay olmasına rağmen ailemi ve arkadaşlarımı çok özledim:( Bir de İstanbul'u! Dizilerde geçen boğaz manzarası sahnelerini durdurup bir kaç dakika boş boş bakıp hasret gidermeye çalışacak hale geldim artık :)
Sanki yıllar mı geçti üstünden alt tarafı ne kadardır herkesten her şeyden uzakta yaşıyorum ki diyorum bir yandan ama bir yandan da hayatımda ilk defa bu kadar hızlı olgunlaştığımı hissediyorum.
Çok kez farklı durumlardaki kendimle tanımış oldum aslında.
Öyle insanlarla tanıştım ki; asla öyle olmak istemediğime , öyle çocuk yetiştirmeyeceğime karar verdim.
Ve öyle insanlarla tanıştım ki; sadece bir kaç saatte onlardan gerçekten çok fazla şey öğrenip, kendime dair onlar sayesinde bir şeyler fark edip kendi kendime minnet borcuna girdim.Onların her ne kadar haberi olmasa da ,ki artık olacak sanırım :) , onlar için yemekler yaptım,masa hazırladım, o borcumu kendimce ödemeye çalıştım.Çok keyif aldım. Her şey beğenildi daha da keyif aldım:)
Türkiye'de insanlar ,arkadaşlarım eylemdeyken ,direnirken ben burada bunu yedim, buraya gittim gibi şeylerle sosyal medyayı ve zihinleri daha da sığlaştırmaya elim gitmedi günlerdir. Ama blogum benim deşarj olma yöntemimmiş aslında.Çok yıllar geçmiş gibi üstünden ,çok birikti fotoğraflar ve anlatılacak şeyler.Anlatamadıkça daha da biriktiler sanki.
Sizce kaç yıl geçmiştir bunların olabilmesı için hayatımın üstünden ?
Nesnel değil ama öznel çok yıllar geçti bence benden .
Bir kere yaş aldım ben burada,az şey mi :)
Bir yerlerden devam etmek istedim artık normal hayatımın en keyifli akışına, yanlış olduğunu düşünenler varsa artık affola...
#gününfotosu bilmem kaç oldu , kaç yayımlanmayan fotoğraf geçti üstünden bilmiyorum ama bu daha çok "anlatacaklarım var" oldu .
görüşcez
yıllar mı geçti üstünden?
Bu soruyu şu sıra o kadar çok duruma yöneltebilirim ki aslında.
Nereden başlasam...
Tabi ki Türkiye'den! Ben Almanya'ya gelirken aslında ortalık ne kadar da süt limandı değil mi? Ya da en azından toplumsal olarak öyle gözüküyordu. Tüm eylemler bireysel ,düşünsel ve düşseldi !
Sanırdım ki bir park, bir kaç ağaç uğruna iki elin parmaklarını geçmeyecek insan sayısıyla yapılacak bu eylem.Yıllar geçmiş ,insanlar çok değişmişcesine o bir kaç ağaç binlerceyi topladı meydanlara. Üst sebepken alt sebep oldu pankartlarda.
Türk tarihinde belki de en apolitik olan 90'lar kuşağı politik oluverdi canı gönülden.
Yeni yeni terimler kazandırıldı dilimize.Hatta sayemizde belki de İngilizceye bile "chapulling" :)
Artık sosyal medya başta olmak üzere bütün basın-yayım araçlarında o kadar çok bu şekilde yazılar yazıldı yorumlar yapıldı ki haddim olmayaraktan bir yenisini daha ben eklemeyeceğim buraya.
Yıllar mı geçti üstünden diyebileceğim ikinci konu "özlem"! Sadece bir kaç ay olmasına rağmen ailemi ve arkadaşlarımı çok özledim:( Bir de İstanbul'u! Dizilerde geçen boğaz manzarası sahnelerini durdurup bir kaç dakika boş boş bakıp hasret gidermeye çalışacak hale geldim artık :)
Sanki yıllar mı geçti üstünden alt tarafı ne kadardır herkesten her şeyden uzakta yaşıyorum ki diyorum bir yandan ama bir yandan da hayatımda ilk defa bu kadar hızlı olgunlaştığımı hissediyorum.
Çok kez farklı durumlardaki kendimle tanımış oldum aslında.
Öyle insanlarla tanıştım ki; asla öyle olmak istemediğime , öyle çocuk yetiştirmeyeceğime karar verdim.
Ve öyle insanlarla tanıştım ki; sadece bir kaç saatte onlardan gerçekten çok fazla şey öğrenip, kendime dair onlar sayesinde bir şeyler fark edip kendi kendime minnet borcuna girdim.Onların her ne kadar haberi olmasa da ,ki artık olacak sanırım :) , onlar için yemekler yaptım,masa hazırladım, o borcumu kendimce ödemeye çalıştım.Çok keyif aldım. Her şey beğenildi daha da keyif aldım:)
Türkiye'de insanlar ,arkadaşlarım eylemdeyken ,direnirken ben burada bunu yedim, buraya gittim gibi şeylerle sosyal medyayı ve zihinleri daha da sığlaştırmaya elim gitmedi günlerdir. Ama blogum benim deşarj olma yöntemimmiş aslında.Çok yıllar geçmiş gibi üstünden ,çok birikti fotoğraflar ve anlatılacak şeyler.Anlatamadıkça daha da biriktiler sanki.
Sizce kaç yıl geçmiştir bunların olabilmesı için hayatımın üstünden ?
Nesnel değil ama öznel çok yıllar geçti bence benden .
Bir kere yaş aldım ben burada,az şey mi :)
Bir yerlerden devam etmek istedim artık normal hayatımın en keyifli akışına, yanlış olduğunu düşünenler varsa artık affola...
#gününfotosu bilmem kaç oldu , kaç yayımlanmayan fotoğraf geçti üstünden bilmiyorum ama bu daha çok "anlatacaklarım var" oldu .
görüşcez
Nereden başlasam...
Tabi ki Türkiye'den! Ben Almanya'ya gelirken aslında ortalık ne kadar da süt limandı değil mi? Ya da en azından toplumsal olarak öyle gözüküyordu. Tüm eylemler bireysel ,düşünsel ve düşseldi !
Sanırdım ki bir park, bir kaç ağaç uğruna iki elin parmaklarını geçmeyecek insan sayısıyla yapılacak bu eylem.Yıllar geçmiş ,insanlar çok değişmişcesine o bir kaç ağaç binlerceyi topladı meydanlara. Üst sebepken alt sebep oldu pankartlarda.
Türk tarihinde belki de en apolitik olan 90'lar kuşağı politik oluverdi canı gönülden.
Yeni yeni terimler kazandırıldı dilimize.Hatta sayemizde belki de İngilizceye bile "chapulling" :)
Artık sosyal medya başta olmak üzere bütün basın-yayım araçlarında o kadar çok bu şekilde yazılar yazıldı yorumlar yapıldı ki haddim olmayaraktan bir yenisini daha ben eklemeyeceğim buraya.
Yıllar mı geçti üstünden diyebileceğim ikinci konu "özlem"! Sadece bir kaç ay olmasına rağmen ailemi ve arkadaşlarımı çok özledim:( Bir de İstanbul'u! Dizilerde geçen boğaz manzarası sahnelerini durdurup bir kaç dakika boş boş bakıp hasret gidermeye çalışacak hale geldim artık :)
Sanki yıllar mı geçti üstünden alt tarafı ne kadardır herkesten her şeyden uzakta yaşıyorum ki diyorum bir yandan ama bir yandan da hayatımda ilk defa bu kadar hızlı olgunlaştığımı hissediyorum.
Çok kez farklı durumlardaki kendimle tanımış oldum aslında.
Öyle insanlarla tanıştım ki; asla öyle olmak istemediğime , öyle çocuk yetiştirmeyeceğime karar verdim.
Ve öyle insanlarla tanıştım ki; sadece bir kaç saatte onlardan gerçekten çok fazla şey öğrenip, kendime dair onlar sayesinde bir şeyler fark edip kendi kendime minnet borcuna girdim.Onların her ne kadar haberi olmasa da ,ki artık olacak sanırım :) , onlar için yemekler yaptım,masa hazırladım, o borcumu kendimce ödemeye çalıştım.Çok keyif aldım. Her şey beğenildi daha da keyif aldım:)
Türkiye'de insanlar ,arkadaşlarım eylemdeyken ,direnirken ben burada bunu yedim, buraya gittim gibi şeylerle sosyal medyayı ve zihinleri daha da sığlaştırmaya elim gitmedi günlerdir. Ama blogum benim deşarj olma yöntemimmiş aslında.Çok yıllar geçmiş gibi üstünden ,çok birikti fotoğraflar ve anlatılacak şeyler.Anlatamadıkça daha da biriktiler sanki.
Sizce kaç yıl geçmiştir bunların olabilmesı için hayatımın üstünden ?
Nesnel değil ama öznel çok yıllar geçti bence benden .
Bir kere yaş aldım ben burada,az şey mi :)
Bir yerlerden devam etmek istedim artık normal hayatımın en keyifli akışına, yanlış olduğunu düşünenler varsa artık affola...
#gününfotosu bilmem kaç oldu , kaç yayımlanmayan fotoğraf geçti üstünden bilmiyorum ama bu daha çok "anlatacaklarım var" oldu .
görüşcez
17 Mart 2013 Pazar
Farmville in reality :)
Küçüklüğümde en çok söylediğim şarkılardan biriydi benim : "Ali Baba'nın bir çiftliği var ,çiftliğinde inekleri var möö möö diye bağırır çiftliğinde Ali Baba'nın..."
Bu şarkının benim hayatımda gerçekliği herkesten hayli fazladır.
Burası rahmetli Ali Dedemin çiftliği ...
Her şeyin olduğu gibi hayvanların da minikleri o kadar tatlı oluyorlar ki:)
İnekle aramdaki duygusal bağ genel olarak kahvemin sütünün membası ya da en sevdiğim besin kaynağı olmasından kaynaklanır:) Ama bu buzağılar ya da keçiler için aynı şeyi söylemek asla mümkün değil işte ! :)
Küçük olduklarına bakmayın boylarından büyük sinirleri var,kameradan da pek hoşlanmıyorlar :)
Minikler hasta olmasınlar diye bir de kulübeleri,mama kapları ve biberonları var :)
Onlarla vakit geçirmek ,dokunmak, iletişim kurmak çok keyifli:)
Hayvanlar alemi kediler ve köpeklerden ibaret değil bilindiği gibi :)
görüşcez
16 Mart 2013 Cumartesi
Hi, I am spring ! :)
Buna dair ne kadar atasözleri olsa da ne kadar kendi tecrübelerimizle sabit olsa da biz her sene mart ayının hilelerine boyun eğmekten hiç vazgeçemeyeceğiz sanırım:)
Güneşe açlığımız,kuru dalların rengarenk hayat bulmasına açlığımız hiç bitmeyecek; ondan bu periyodik aldanışımız .
Dün topladığım rengarenk karelere rağmen ben birazdan dışarı üstüme bir şey alamadan çıkamayacağım gerçeğiyle yüz yüzeyim.
Şu son günlerde Game of Thrones furyasına benim de kendimi kaptırmamdan mıdır bilinmez şunu söylemeden bitirmek istemedim :
Spring is coming ! :))
görüşcez
27 Şubat 2013 Çarşamba
işsizlikte master seviyesindeyim, çiçeklerinizi ve tebrik kartlarınızı lütfen elden teslim ediniz !:)
Huhuu şu an aynı anda hem "Queenfm" hem "anlatacaklarım var" hem de "DIY" etiketiyle yazıyorum,Allah'ım bunları da mı görecektim :p
Canıgönülden attığım başlığımda da belirttiğim gibi en işsiz güçsüz günlerimi yaşamaktayım. İnsanlara ,canım arkadaşlarıma, kardeşceğizime okul açıldı tabi,annemin de kursları haliyle, pofff yalnızlıktan ve sıkıntıdan ölebilirim :p
Sanırım hayatımda hiç bukadar gün üstüste öğlene kadar uyumamıştım.Büyüme hormonu 22 yaşına kadar salgılanabiliyorsa şu 1 ayı aşkın süredir boyum bikaç cm uzamış olsa gerek. Serpildim bildiğiniz serpildim :p
O zaman bilmeyen ya da gözünden belki de kulağından kaçırmış binlerce takipçim için söylüyorum ki :p bu dönemi Almanya'da okuyacağımdan ötürü (Erasmus'um benim canım sağolsun ) ve de Almanya'da sağolsun okulları geç açıp geç kapattığından ötürü bu ev kızı hayatına uyum sağlamaya çalışıyorum :D Başarılı olabiliyormuyum diye soranlara burdan cevap veriyorum ki: Master's degree :D
Ayrıca şu sıralar yaptığım kadar 1.sınıfta geri saysaydım, ilk sözlü de elmamı kırmızıya boyarlardı herhalde :D
İnternet bağımlısı,kahvekolik,ören bayan, bilimum kolay tarif uzmanı, aşçı yamağı,
kardeşim tarafından kullanılan bir adet ödev yapıcı sıfatlarına ayrıyetten layık görülmüş durumdayım kendimce haliyle :p
İşsizliğimden birkaç dakika olsun uzaklaşmak adına çeşitli yollara başvurduğum da doğrudur. Biyerden görürsünüz duyarsınız ,aman bizim kız yapmaz öyle saçma şeyler demeyin diye diyorum :D
Pinterest te DIY (do it yourself) projesi olarak gösteriyordu. Ben de dedim "hıh benim neyim eksik! " veeee üstüneüstlük ben tüm yaratıcılığımı konuşturdum, puantiyeli yaptım :D off çok eğlenceli oldular,herkese tavsiye ederim:p
Üstelik çok işlevseller , iki anahtarı artık ilk bakışta birbirinden ayırabiliyorum:)
Çiçekler ve tebrik kartlarınızı lütfen elden teslim ediniz :p :DD
görüşcez
24 Şubat 2013 Pazar
Tanrılar sevmek istemez, sevilmek ister!
Bir aralar her pazar Queenfm yapardım hatırlarsanız, sonradan hayatım hızlandıkça ve ona bile vakit bulamadıkça aksadı aksadı ve en sonunda periodundan oldu ne yazık ki. Artık Queenfm güne göre değil moduma göre çalınmaya başlamıştı son zamanlarda:)
Bugünde niyetimde bir Queenfm vardı amaaaaa biraz önceki romantik komediyi izleyene kadar:)
Paris Manhattan
Kendileri bir Woody Allen filmidir .
Şahsen ben beğendim. Keyifli vakit geçirtiyor, beklentiyi yüksek tutmamak lazım romantik komedi malumunuz :)
Eğer filmi izlerseniz Woody Allen ın bu sevimli resmini de bir çok defa göreceksiniz ,hatta konuk oyuncu olarak kendisini de :)
Ama eğer izlemezseniz dehoşuma giden bir diyaloğu paylaşmak istedim aslında sizinle :)
-Erkek arkadaşınla aran iyi mi bari?
-Ahh.. Bir rüyada gibiyim!Yakışıklı , çok kibar, bir sanat sever ve tam bir sporcu. Bir erkekten başka ne isterim?
-Sanki Tanrıymış gibi söyledin!
-Öyle mi?
-Dikkat et! Tanrılar sevmek istemez,sevilmek ister!
görüşcez
Bugünde niyetimde bir Queenfm vardı amaaaaa biraz önceki romantik komediyi izleyene kadar:)
Kendileri bir Woody Allen filmidir .
Şahsen ben beğendim. Keyifli vakit geçirtiyor, beklentiyi yüksek tutmamak lazım romantik komedi malumunuz :)
Eğer filmi izlerseniz Woody Allen ın bu sevimli resmini de bir çok defa göreceksiniz ,hatta konuk oyuncu olarak kendisini de :)
Ama eğer izlemezseniz dehoşuma giden bir diyaloğu paylaşmak istedim aslında sizinle :)
-Erkek arkadaşınla aran iyi mi bari?
-Ahh.. Bir rüyada gibiyim!Yakışıklı , çok kibar, bir sanat sever ve tam bir sporcu. Bir erkekten başka ne isterim?
-Sanki Tanrıymış gibi söyledin!
-Öyle mi?
-Dikkat et! Tanrılar sevmek istemez,sevilmek ister!
görüşcez
16 Şubat 2013 Cumartesi
insanlar neden anlatır ki?
Bu postta başlık her nekadar anlatacaklarım var olsa da , anlatacağım pek bişeyim yok burdan galiba, anlatılacaklar yeterince anlatıldı aslında :)
insanlar neden anlatır ki?
ve kadınlar neden anlatmaya bu kadar ihtiyaç duyarlar ki?
görüşeceğiz
14 Şubat 2013 Perşembe
Bir köysüzün köyle imtihanı:)
Hayatımın en büyük dejavusu haline gelen sohbet şöyledir:
A: sizin köy nerde?
Ben: bizim köyümüz yok ki:)
A: nasıl olmaz ya, köyü olmayan insan mı olur:/
B: yahu yok işte, ben bildim bileli biz şehirde oturuyorz,hiç köye falan gitmeyiz,anneannemlerin varmış ama onlarda gitmiyolar, baba tarafında zaten yok köy falan ,valla bak :)
A: vardır da sen bilmiyorsundur!
B: poffff :D
Ve köysüz benin köyle imtihanım vardı yakın zamanda,
arkadaşcağızımın köyü benim köyüm en nihayetinde :p
İmtihan mı nerden geliyor?
Tabiki kusursuz derecede düzgün bi şekilde dökülmüş olan ,neredeyse sıvıya yakın bi haldeki tezek birikintisini beton sanarak büyük bi adımla basmamla birlikte cumburlop sesinin kulaklarımda çınlamasından ve bacağımı tahminen 20 cm derinleğindeki hoş şeyden çıkarmamla birlikte botlarımdaki acı gerçeği farketmemden geliyor :D:D
Ama o güne dair daha güzel kareler var :)
hiiiç de iyi bi fotoğrafçı olmamama rağmen ,elimde bi prof.makina olsa harikalar yaratabilceğim izlenimi yaratan o renkler :)
görüşcez
A: sizin köy nerde?
Ben: bizim köyümüz yok ki:)
A: nasıl olmaz ya, köyü olmayan insan mı olur:/
B: yahu yok işte, ben bildim bileli biz şehirde oturuyorz,hiç köye falan gitmeyiz,anneannemlerin varmış ama onlarda gitmiyolar, baba tarafında zaten yok köy falan ,valla bak :)
A: vardır da sen bilmiyorsundur!
B: poffff :D
Ve köysüz benin köyle imtihanım vardı yakın zamanda,
arkadaşcağızımın köyü benim köyüm en nihayetinde :p
İmtihan mı nerden geliyor?
Tabiki kusursuz derecede düzgün bi şekilde dökülmüş olan ,neredeyse sıvıya yakın bi haldeki tezek birikintisini beton sanarak büyük bi adımla basmamla birlikte cumburlop sesinin kulaklarımda çınlamasından ve bacağımı tahminen 20 cm derinleğindeki hoş şeyden çıkarmamla birlikte botlarımdaki acı gerçeği farketmemden geliyor :D:D
Ama o güne dair daha güzel kareler var :)
hiiiç de iyi bi fotoğrafçı olmamama rağmen ,elimde bi prof.makina olsa harikalar yaratabilceğim izlenimi yaratan o renkler :)
görüşcez
13 Şubat 2013 Çarşamba
başbaşa bi veda,söz verdi özlicekmiş beni:p
Okul kapandığından beri 3.gidişim İstanbul'a . her seferinde başka biyeriyle vedalaşıyoruz şehzademizin:) geçen sene bi haber müjdelemiştim kendime burdan,huhu çekilin yoldan vahşi batıdan geliyolar demiştim hani :)
işte bu vedalaşmalar bu sebeptendir
ilk iki sefer istiklal,galata,anadolu hisarı,beylerbeyi,çengelköy ..
tüm sevdiğim yerlerle kucaklaştık da resmedemedik o anları ,gözümüz yaşlıydı
makyajımız akmış bi şekilde görmesin kimse bizi dedik:)
ama bu sefer biraz daha dingindik ikimizde ,ne şehzademiz bardaktan boşalırcasına ağladı, ne de ben ..
ortalıkta ılık bi gülümseme hakimdi sadece
bu sefer vedalaşma yeri olarak Moda yı seçtik:)
spontane bi karar oldu ikimiz içinde
kahvaltı yaptık ,sağlam cirosu olduğunu tahmin ettiğim ama hala büyük çay sipariş ettiğinde fincan yerine subardağıyla servis yapan malum çay bahçesinde

sevimli kediciği de besledik ,gazetemizi de okuduk huzurlu huzurlu:)
ama dönüş yolunda gördüm ki şehzade de dertli
dertli, dertli olmasına da
alışmış galiba kendileri bu duruma, derisi kalınlaşmışlardan o da..
o da kandırıyor kendini,güller açıyor inadına
görüşcez
27 Ocak 2013 Pazar
sıfırın altında
22 yaşımı doldurmama bikaç ay kala , bi iki hafta öncesine kadar minimum acıya dayalı hayatımda , benim dışımda bi şekilde odadaki eşyalarımın bile yer değiştirmesiyle nevri dönen aidiyet duygumun sıfırın altına indiği tam da şu günlerde
blogun başına oturmaktaki en büyük teşviğim kahve-çikolatamla
önümde bana tamamen yabancı schengen vizesi başvuru formumla
coffeeplaylist de çalan ,ne dediğini hiç bizaman anlamak için dinlemediğim şarkılarla
bikaç saatliğine boş bir evde
normal şartlar altında ortalama olarak günde 3 sefer yemek yemek amacıyla oturduğum masa başında
allak bullak bi akılla..
görüşcez
blogun başına oturmaktaki en büyük teşviğim kahve-çikolatamla
önümde bana tamamen yabancı schengen vizesi başvuru formumla
coffeeplaylist de çalan ,ne dediğini hiç bizaman anlamak için dinlemediğim şarkılarla
bikaç saatliğine boş bir evde
normal şartlar altında ortalama olarak günde 3 sefer yemek yemek amacıyla oturduğum masa başında
allak bullak bi akılla..
görüşcez
18 Ağustos 2012 Cumartesi
tatil için bir tutam :)
Günlerdir yatak döşekle fazla içiçe olan ve daha bi bukadar da olcak olan ben, bari dedim su bi kaç günlük tatil için dinlenceyi artık biraz zevkli hale getirsem iyi olcak,yoksa bu iş içinden çıkılır bi halde kalamayacak :)
kulaklığın diğer ucundaki kişinin çalan şarkıyla aklından geçenleri bilebildiğin zamanlar ve bir kişi
ve o kişiye aylar sonra görüşürz ,oralarda dikkatli ol ,dozunda ol demek zorunda kaldığın zamanlar
görüşcez
çiçekler,çiçekler,çiçekler .. odamı, ruhumu şenlendirdiler:)
şu kulaklıklardan bulan duyan bana da bi ses ediverse :)
kulaklığın diğer ucundaki kişinin çalan şarkıyla aklından geçenleri bilebildiğin zamanlar ve bir kişi
ve o kişiye aylar sonra görüşürz ,oralarda dikkatli ol ,dozunda ol demek zorunda kaldığın zamanlar
görüşcez
18 Temmuz 2012 Çarşamba
taa çocukluğumdan aklımda kalan sorular var! :)
Böyle gece gece bu fikri neye borçluyum hiç bir fikrim yok aslında sadece tumblrda bakınırken birkaç resme denk geldim ve bişeyler hatırlattılar .bukadar.:)
Mesela neden park yerlerine arabaları düz değilde belli bir açıyla parkederler? ve bunu hangi matematiksel duruma göre arabaların herbirinin daha az yer kaplayacağını açıklarlar?
kavga eden çocuklara öpüşün barışın denince,çocuklar öpüştükten sonra sahiden barışmaktalar mıdır?
Resim kabiliyetimin hala anaokul seviyesindeki üçgen çatılı bir ev,tonlamasız yapılmış bi dağ,masmavi bikaç bulut ve ışınları etrafa birer ok edasıyla yayılan bir güneşten öteye gidememesinden sadece ben mi sorumluyum?
peki neden sadece uzun yolculuklara çıktığımda bulutları bişeylere benzetebilme kaygısına düşüyorum?
aklıma takıldılar birden:)
Mesela neden park yerlerine arabaları düz değilde belli bir açıyla parkederler? ve bunu hangi matematiksel duruma göre arabaların herbirinin daha az yer kaplayacağını açıklarlar?
mesela bikaç gün önce bu fotoyu görene kadar bunu sadece kuzenlerimin bana yaptığı hareket sanıp aramızda kimsenin bilmediği bi eğlence var:p
sanırdım ,meğersem hayli evrensel bişeymiş:)
Bulmacalardaki binimum adam ve kadınlara kaş bıyık çizme adeti nereden ve nezamandan beri süre gelmektedir?
kavga eden çocuklara öpüşün barışın denince,çocuklar öpüştükten sonra sahiden barışmaktalar mıdır?
Ben çocukken atv de bi çizgifilm vardı ,adı kalmaz hiç aklımda.Kırmızı şapkalı tombik bi çocuk,saçları iki yandan toplu erkek gibi bi kız çocuğu,deli bi müdire, salıncakta asılı duran bi kız falan vardı.
hep o kız çocuğu kadar becerikli olmak istemiştim salıncak tepesinde. halbuki lunaparklardan bile nefret ederim .
Annemin sağlık takıntısı nedenleriyle, son derece kanser riski taşıyan yüz boyalarıyla, yüzüme kelebekti uğurböceğiydi çizdiremediğim için içimde kalan uktenin annem de farkında mıdır?
Resim kabiliyetimin hala anaokul seviyesindeki üçgen çatılı bir ev,tonlamasız yapılmış bi dağ,masmavi bikaç bulut ve ışınları etrafa birer ok edasıyla yayılan bir güneşten öteye gidememesinden sadece ben mi sorumluyum?
mesela adalar ,su üzerinde yüzen karan parçalarıysa ,biz neden yüzerek adaların altından geçemiyoruz? Neden çizgifilmlerdeki gibi adaların suyun altında dalgalanan kökleri yok?
peki neden sadece uzun yolculuklara çıktığımda bulutları bişeylere benzetebilme kaygısına düşüyorum?
aklıma takıldılar birden:)
görüşcez
17 Temmuz 2012 Salı
birileri bana artık bunların bittiğini periodik olarak hatırlatabilir mi lütfen? :)
huhuu haftalar olmuş post atmayalı yahu,öhöm öhöm çok meşgul bi insanım pardon yani :))birileri de çıkıp demese kızım artık bloga yazmıyosun hayrola diye unutulup gidicem sağolun varolun arkadaşlar:)
klkl djjuhuulh
Haftalar oldu tatilden döneli,hala bi her an plaja gidicekmiş modunda ,her an denize girebilme arzusuyla yaşıyorum :/ huhu kızım bitti tatil dünyaya dön. Hani okulun var-bunun vizesi var finali var ,staj başlıcak yakında zamanda .. hiçç .dünya umurunda değil gençlik iştee:D
ee yazlıktan da dönüldüğüne göre komşuların sepsevimli köpekleriyle kucaklaşmalar ,çişe çıkarmalar bi aşk yaşamalar falan da bitti mecburen
klkl djjuhuulh

Haftalar oldu tatilden döneli,hala bi her an plaja gidicekmiş modunda ,her an denize girebilme arzusuyla yaşıyorum :/ huhu kızım bitti tatil dünyaya dön. Hani okulun var-bunun vizesi var finali var ,staj başlıcak yakında zamanda .. hiçç .dünya umurunda değil gençlik iştee:D
tamam tatilden döndük bari kitap okuyaydım doya doya ,ben her sınav dönemi bunu hayal ettim yahu.uyumadığım her saat kılımı kıpırdatmadan kitap okuma arzusuyla yanıp tutuştum.tamam abarttım ama istedim yani :)) sonuç olarak bu keyfim de her geçen gün eriyip gidiyor göz göre göre
ee yazlıktan da dönüldüğüne göre komşuların sepsevimli köpekleriyle kucaklaşmalar ,çişe çıkarmalar bi aşk yaşamalar falan da bitti mecburen
hımm başlasın ozaman ütülü gömlek dönemleri ,kalemler kağıtlar stajlar dersler sınavlar
derin bi nefes aldım tamam hazırım:)
görüşcez
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




































